ArtıBir
  • Henüz üye değil misiniz ? Sağ alt köşeden üye olabilirsiniz.

Bu Habere Oy Verin!

Balıkesir Ülkü Ocaklarının satın aldığı yeni yerinin açılışı büyük bir katılım ve görkemli bir törenle yapıldı. Yeni yerin açılışı Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Olcay Kılavuz tarafından mehter gösterileri ve dualarla gerçekleştirildi.

15078726_10154711830023875_6554178794242434119_n

Aylar önce Hüseyin Tokmak ile Ülkü Ocaklarını ziyaret etmiş ve Başkan Kürşat Can Ateş ile bir röportaj yapmıştık. Nedir ülkü ocakları? Kime hizmet eder? Amaçları nelerdir?  Ülkü Ocakları Balıkesir İl Başkanı Kürşat Can Ateş cevapladı. Şimdi size bu röportajı  sunuyoruz.

ÜLKÜ OCAKLARI GÜNÜMÜZÜN “57. ALAYI”DIR

BİRLİK Gazetesindeki röportajlarımızda bu hafta konuğumuz, Balıkesir Ülkü Ocaklarının yüksek lisanslı Biyoloji öğretmeni Kürşat Can Ateş oldu. 2 yıldır başkanlık yapan 29 yaşındaki Başkan Kürşat Can Ateş, Ülkü Ocaklarını ve yaptıkları çalışmaları anlattı. BİRLİK Gazetesi muhabiri Hüseyin Tokmak ile gittiğimiz Balıkesir Ülkü Ocaklarında bizi misafir ederek açıklamalarda bulunan Ateş, kendi binalarına sahip olmak için ortaya koydukları çalışmanın örnek bir faaliyet olduğunu vurguladı. Özellikle bu günlerde ülkenin, Ülkü Ocaklarında yetişmiş, milli ve manevi duygularla yoğrulmuş gençlere ihtiyacı bulunduğunu üstüne basa basa belirten Kürşat Can Ateş’in, “Ülkü Ocakları günümüzün 57. Alayıdır” sözü dikkat çekiciydi. Başkan Ateş, gençler için son derece olumsuz örneklerin yaşandığı ve tuzakların bulunduğu günümüzde anne babalara seslenerek, çocuklarının bütün bu tuzaklardan korunma yerinin Ülkü Ocakları olduğu yönünde mesajlar verdi. İnternet sitesinde “Milli Ülkülerin Sancaktarı Olan Ülkü Ocaklarının Tarihine Kısa Bir Bakış” başlığı ile uzun uzun anlatılan Ülkü Ocaklarının Balıkesir Başkanı Kürşat Can Ateş’in sorularımıza verdiği cevapları aşağıdaki röportajda okuyabilirsiniz…

10570497_10155412283634298_3024568305664340352_n

Ülkü Ocakları ile ilgili herkesin kafasında bir olgu vardır. Siz başkan olarak Ülkü Ocakları kavramını nasıl açıklayacaksınız, nedir Ülkü Ocakları? İlk sorumuz bu olsun…

-24 Haziran 2014 tarihinden beri ben başkanım. Ondan önce de Ocak ile ilgim hep vardı. Özellikle vurgulamak istediğim bir konu var. Burası Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı’dır. Ben de bir eğitimciyim, eskiden beri unutulan bir durumu belirtmek istiyorum; adında eğitim var ve bizim önceliğimiz de eğitim olacak dedik. Öncelikle buna dikkat çekmek istedik ve ona göre de bir yapılanmaya gittik. Üniversiteli gençlerden öğretmenler oluşturarak ilk yönetimi böyle kurduk. Tabii benim başkan olduğumda içinde sınıf oluşturmak istedik ama bina yetersizdi. Kısa süre içinde bu içinde bulunduğumuz binaya geçerek ilk etapta sınıfları oluşturduk. Bu derslikte bir boşluğu doldurarak ücretsiz dersler verdik. Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji dersleri oldu bunlar. Bu iki senedir devam ediyor. Bunun semeresini gördük. İlk etapta aileler arasında Ocaktaki değişiklikler fark edilmeye başlandı. Önce tabii ki çocukların gönüllerine girdik. Ailelerin de güvenlerini kazanmış olduk. Bunun dışında perşembe akşamları Kur’an-ı Kerim dersleri veriliyor. İmam Hatip Lisesinde okuyan gençler diğer liselerden gelen arkadaşlarına veriyor bu dersleri. Ciddi bir şekilde takip edenler oldukça yararlanıyor bu hizmetten. Bunun yanında yerel ve genel gündem ile yakın tarih konularında da seminerlerimiz oluyor. Ardından gençlere eve gittiklerinde bunları anlatmalarını istiyoruz. Aileler de içeride neler olduğunu bilsin istiyoruz. Bizim gayemiz aileler sayesinde bunların diğer anne babalara da ulaşması…

Peki, buraya gelmek için bir yaş kriteri koyuyor musunuz? Yani şu yaştan itibaren gelinir gibi…

-Hayır, yok, 7’den 77’ye her yaş grubundan kişiler özellikle bizim ocağımıza her zaman gelebilirler. Burası 24 saat açıktır. Anahtarımız üstte duruyor. Öğrenci gelir neden geldin diye sorulmaz. Herhangi bir kayıt falan yok.

Sizin gençlerden bir isteğiniz oluyor mu?

-Gençlerden tek isteğimiz ailelerin rızasını almaları yönündedir. Ailelerinden bile belki de almadıkları edep ve davranışları vermeye çalışıyoruz.

Ocak olarak yaptığınız başka neler var?

-Az önce anlattığım ve iki yıldır devam ettirmeye çalıştığımız eğitim faaliyetlerimiz zaten yapmamız gerekenlerdi. Bunun yanında mesela geçtiğimiz Ramazan ayında 29 gün boyunca binamızın önünde iftar verdik. Toplam 5 bin kişiye yemek verdik. Tamamen kendi hayırseverlerimizin desteği ile yaptık bu işi. Yine çeşitli gezilerimiz oluyor; başta Çanakkale olmak üzere…18 Martta yine Kocaseyit’i anma törenine gittik. Şehitlerimizi mümkün olduğu kadar ziyaret ediyoruz,11 ülkücü şehidin kabirlerine gençlerimizle birlikte giderek onlara tanıtıyoruz. Hayat hikayelerini anlatıyoruz. Şehitlerimizin ailelerini ziyaret ediyoruz.

15110462_10155412284934298_7473142487260236864_o

Anladım…Buraya, Ülkü Ocakları’na gelen bir gençte hangi özellikler gelişiyor, nasıl bir duygu hâsıl oluyor?

-Ramazan Bey, size yaşanmış bir olayı anlatayım. Balıkesirli ünlü bir doktor ve hayat görüşü olarak da sol görüşlü bir kişi, bir gün beni aradı. Bizi ziyarete gelmek istediğini söyledi. Memnuniyetle davet ettik. Sohbete başladık: “Biz aslında sol görüşlü bir aileyiz. Benim oğlum Sırrı Yırcalı Anadolu Lisesinde okuyor. Biz çocuğumuzu el bebek, gül bebek büyüttük. Bu şekilde büyütmemiz onu biraz şımarık ve saygısız da yapmıştı. Pek fazla kendisine baskı yapmadık yani. Ama son zamanlarda kendisinde bir değişiklik olmaya başladı. Biz mesela mutfağa gidelim gelelim, oğlumuz ayağa kalkar, anneannesi odaya girince yine ayağa kalkar. Bu durum önce annesinin dikkatini çekti ve sorduk, ‘oğlum nedir bu hazır asker gibi esas duruşa geçmeler’ diye. ‘Baba Ocak’ta öğrettiler, yaşça senden büyük kim olursa olsun büyüklerine saygı göstereceksin’ dedi. Bende bu yüzden gelip size teşekkür etmek istedim” diyerek bir kitap serisi de ocağa hediye etti. “Ben söylesem belki okumaz, siz derseniz okur” diye de ricada bulundu. Yeri gelmişken söyleyeyim: ailenin bile bazen veremediklerini biz burada vermeye çalışıyoruz

Peki, büyüklerine saygı konusunda böylesine alışkanlıklar kazandırıyorsunuz gençlere, başka hangi hasletler üzerinde duruyorsunuz?

-Milli gurur ve şuuru aşılamaya çalışıyoruz. Zaten ülkücünün tanımında da var; Türklük gurur ve şuurunu, Türklüğün ne demek olduğunu bilen ve bunun bilincinde olan, İslamla yoğrulmuş bir gençlik için yola çıkmış bulunuyoruz. Yani ailelerin veremeyeceği eğitimleri Ülkü Ocakları olarak veriyoruz.

Tam da bu günlerde, böylesine milli ve manevi bir şuur ile yetişmiş gençlere de ihtiyaç varken bunları yapmak çok anlamlı değil mi?

-Biz bunu şöyle tanımlıyoruz; ülke yangın yeri iken, son on aydır Balıkesir’e yanlış olmasın ama 12 şehidimiz geldi. Terör almış başını giderken, gençlik yozlaşmışken, Ülkü Ocakları burada devreye giriyor. Diyoruz ki; Ülkü Ocakları günümüzün 57.Alayıdır… Bu söz tam oturuyor günümüz şartları için.

Bu sözü biraz açmanızı isteyeceğim. Hangi nedenlerle bunu söylüyorsunuz?

-Ülkü Ocaklarına gelen bir genç vatan haini olmuyor, ailesine saygısızlık yapmıyor, affedersiniz bir tecavüz olayı başına gelmiyor, milliyetçi, vatansever, bayrak düşse onu yerden kaldıran, ezan sussa onu susturanın boğazına yapışan bir genç yetişiyor. Çağımız bilgi çağı, top tüfek zamanı değil, o yüzden biz gençlerimizi en güçlü silah olan bilgi ile yetiştirmek istiyoruz. Ne kadar bilgin varsa cephede de o kadar kuvvetlisin. O yüzden de bizim eğitim faaliyetlerimiz artmış durumda. Kültürel çalışmalarımız da o yüzden çoğalıyor. Eğer Ülkücü gençlik bir mücadele verecekse onu sokakta değil, üniversite kürsülerinde bilgi ile verecek; işte o zaman bu gençlik 57. Alayın kazandığı zaferi kazanır.

Yani Ülkü Ocakları, tam da günümüzde ülkenin birlik ve bütünlüğünün korunması gereken bu günlerde böylesi bilinçte gençlerin yetişmesini sağlıyor diyorsunuz…

-Evet, tam da öyle…Eğer bir genç Ülkü Ocaklarında tam manası ile yetişiyorsa, kesinlikle sokakta olmaz. Zamanında ağabeylerimiz o günün şartları ile sokaklarda olmuş. Ama günümüzde, 21.yüzyılda en güçlü silahın kalem olduğunu biliyoruz ve gençlere de bunu öğretiyoruz. O yüzden hiçbir Ülkü Ocaklı genç donanımsız olmamalı… En önemlisi de geçmişini bilecek. Geçmişini bilmeyen hiçbir oluşum geleceğini göremez, boş teneke gibi olur. Bu yüzden hedeflerimizden birisi de Ülkücü Gençlerin geçmişine sahip çıkmasıdır. Yani 80’lerde idam sehpalarına giden ağabeylerinin hayat hikâyelerini bilmeden, Balıkesir’deki 11 ülkücü şehidin nasıl şehadet şerbetini içtiğini bilmeden, hiçbir gencimiz burada muzaffer olamaz. O günkü gençlik ne için mücadele vermiş, bilecek ve ona göre bugün gerekeni yapacak.

Ocakta başka ne gibi eğitimler üzerinde duruyorsunuz?

-Siz de iyi biliyorsunuz ki, örgün ve yaygın eğitim vardır. Okullarda verilen eğitim müfredatı bir yere kadar ama bir de dışarıda alınan yaygın eğitim var, biz işte o eğitimi vermeye çalışıyoruz. Okulda diyelim 6 saat kalıyor, gün 24 saat ve yaklaşık 12 saat bu genç sokakta ve sosyal çevresinde bulunuyor. Yani içine girdiği her ortam bir okul sayılabilir. Milli Kuvvetler de, sanal ortamlar da…İşte bu ortamlarda bilinçsiz bir şekilde vakit geçirilirse, her türlü gelecek, karamsar ve kötü bir şekilde oluşabiliyor. Tam da bu ortamda Ülkü Ocakları olarak burada, arkadaş ortamlarını örnek alınması gereken bir şekilde yaşça büyüklerin yardımları ile düzenliyoruz. Hedefimiz, gençlerin sokakta ve İnternet ortamında, sigara içip, uyuşturucu belasına bulaşmasını önlemek. O ortamlardaki kötülükleri örnek almak yerine buraya gelmelerini ve kendilerinden öncekilerin yaşantılarını örnek almalarını istiyoruz.

Sayın Başkan, günümüzün 57. Alayı tanımlamanız hakikaten önemli bir vurgulama; şimdi siz bunu belirtince bir an kafamda şöyle şekillendi: Ülkenin bağımsızlığı ve bütünlüğü için, son ferdine kadar şehit vermiş bir Alay bahsettiğiniz. Yani aynı şartlar oluşursa eğer, canlarını hiç düşünmeden feda edecek gençler yetişiyor burada diyorsunuz.

-Aynen öyle… Bayrak düşse ilk kaldıracak olandır, yine ezan sussa o susturana ilk müdahaleyi yapacak kişidir; Ocakta yetişen genç… O yüzden idam sehpasına çıkan o nur yüzlülerin hikâyesinin örnek alınması ile bizim bayrak için, ezan için yapmayacağımız hiçbir şey yoktur. Hiçbir korku yoktur.

Ülkü Ocaklarının özellikle yüksek okullar olmak üzere birçok yerde örgütlenmesi var. Bu yapılırken ne amaçlanıyor? Ülkü Ocaklı üniversiteli bir genç neyin peşinde koşuyor.

-Şöyle anlatayım, bir kişi bir kişi daha 2 kişi değil, teşkilattır. Bu, Başbuğun bir sözüdür. O yüzden teşkilatlanma her zaman önemlidir. Keza peygamberimizin de bu yönde sözleri vardır: 2 kişi yola çıktığınızda biriniz lider olsun diye. O yüzden teşkilat olmayan bir durumda doğru karar verilmez. Biz de liseler de dâhil olmak üzere teşkilatlanmaya gidiyoruz. Ortak karar alma ve ortak hareket etme mekanizmalarımız var. Teşkilat gençliğin dışarıdaki tuzakları yenebilmesi için, en önemli silahımızdır. Çünkü uyuşturucu 12 yaşına düşmüşken teşkilat varsa rahat hareket edemezler. Bir püskürtme hareketi veriyoruz. Ayrıca mühendislikte okuyanlar, şehrimizdeki iş adamları ile görüştürülüyor. Aynı zamanda Eğitim Fakültelerinde okuyanlar da emekli ağabeylerimizden hayat dersleri almaktalar. Sanayi de staj yaparak tecrübe kazanabiliyorlar. Böyle etkileri ve yararları var teşkilatlanmanın.

Bazı Üniversitelerde zaman zaman çatışmaların olduğunu görüyoruz. Peki, Balıkesir olarak Üniversite’deki durum nedir? Ülkü Ocakları olarak sizin bir etkiniz bir stratejiniz oluyor mu?

-Şimdi tabi, üniversitelerde olaylar oluyor. Geçtiğimiz hafta daha Balıkesir dışında bir arkadaşımız saldırıya uğradı. Ama Balıkesir Üniversitesi bir kale… Neden kale? Bir binanın sağlamlığı temeli ile nasıl ölçülüyorsa, Balıkesir Üniversitesinin de temeli sağlam. Necati Bey Eğitim Enstitüsü zamanından, Hal Binasının üstündeki Ocaktan ağabeylerimizin zamanındaki çalışmalarından kalma bir temel. Esas o zamanlarda temel iyi atılmış. O Eğitim Enstitüsü Ülkücü yetiştirme Merkezi olmuş adeta… O günleri araştıran ve öğrenen bir başkan olarak söylüyorum. İşte o günlerden gelen bir gelenek var. Biz de o geleneği yaşatmaya çalışıyoruz. Dediğim gibi binanın temeli sağlam. 2000’li yıllardan itibaren zaman zaman çeşitli örgütlerin faaliyetleri olmuştu, ama Balıkesir’de tutunamadılar. Burada bir önemli detay var ki, o da şu; biz kendi yazmadığımız oyunun figüranı olmadık Balıkesir’de…

Yani “ sahaya sürülmemiz yolunda çalışmalar oldu ama biz o oyuna gelmedik” diyorsunuz…

– Bir Ülkücü kendi yazdığı bir senaryoda baş rolü oynar, başkasının figüranı olmaz. Bu yüzden bizi çok sokağa çekmek, çok fakülte bahçelerini karıştırmak istediler, ama biz itidal çağrımızı her zaman yaptık. Üniversite gençliğini hiçbir sokak olayının içine çekmedik. Şu anda üniversitemizde 7-8 tane topluluk var. Gidip orada topluluklarda faaliyet göstersinler istiyoruz. Bizim bu tutumumuzdan dolayı pek bir olay olmuyor.

Buradan genç bir evlada sahip anne ve babalara seslenseniz, neler dersiniz?

-Biz şunu biliyoruz erkeklerin hayatında gördüğü üç tane ocak vardır. Ana ocağı, asker ocağı ve peygamber ocağı… Biz o peygamber ocağıyız, işte. Ülkü Ocaklarında böylesi gençlerin olması bizim tarihten beri sayısız düşmanlıklarını gördüğümüz Rusyayı rahatsız ediyor. Geçenlerde bir devlet televizyonunda yapılan açıklamada, Türkiye’de Alpaslan Türkeş’in ordusunun var olduğunu, teyakkuzda olduğunu, belirterek bizi kastediyor ve 100 bine yakın bir topluluk olduğu vurgulanıyor. Rusya için Ülkü Ocaklarının bir tehlike olduğu ifade ediliyor. Rusya kendine karşı bir tehlike olarak görüyor bizi… Yani kendi emelleri doğrultusunda, Türkiye aleyhine yapılacak çalışmalarda karşısında Ülkü Ocaklarını bir engel bir tehlike olarak görüyor. Bu da bize gösteriyor ki, Ülkü Ocakları ülkenin bölünmez bütünlüğü için ve dış güçlerin saldırısı karşısında bir sigorta gibidir. Yani Ülkü Ocakları; ülkenin geleceğine yönelik tehlikeler karşısında bir sigortası ve potansiyel askeridir. İşte Ülkü Ocaklarının böyle bir misyonu da vardır ve yeri geldiğinde bunu herkes görmüştür.

Ülkü Ocaklarının siyasi anlamda bir empozesi, bir çalışması var mıdır?

-Ülkü Ocakları eğitim amaçlı kurulmuş bir Vakıftır. Bizim organik olarak siyasetle bir işimiz yok; sadece bir gönül bağımız vardır. Ama şu da bir gerçektir ki, Ülkü Ocaklarının suyunu içmiş, eğitimini almış, yemeğini yemiş, Türklük gurur ve şuurunu benimsemiş, İslam ahlak ve fazileti ile yetişen gençliğin de gideceği siyasi adres, Milliyetçi Hareket Partisidir. Ama tabii ki, resmi bir bağ yok, dediğim gibi bir gönül bağı var. Burada yetişenler kendileri gidecekleri yolu biliyorlar. Şöyle bir durum da var; Ülkü Ocakları insan yetiştiren bir yerdir ve tüm siyasi partilere bakın, herkes ülkücü…Fakat siyasi menfaatleri uğruna başka partilere giden bir çok gönüldaşımız da mevcut. Kendi ifadeleri ile “eski Ülkücüler”

Peki, son dönemlerde Ülkü Ocakları dışında yine “Ocak” ismi altında kurulmuş bazı yerler var bunlara ne diyorsunuz?

-Tek kelime ile caminin hemen karşısında mescit olmaz. O kurulanlar bizlerin fotokopisidir, bizim buralarda yer bulamayan, şahsiyetçiliklerini ve menfaatlerini ön planda tutan kişilerin kurdukları yerlerdir. Bunu söylerken Türk Ocaklarını ve Aydınlar Ocağını bunlardan ayrı tutuyorum, onlar bizim yıllardır var olan, bir elin parmakları gibi olan ocaklarımızdır. Zaten bu x,y ocakları Ülkü Ocaklarının karşısında bir sene iki sene durabilir, tekrar ediyorum; caminin karşısında mescit olmaz.

Buraya geldiğimizde masada bir broşür gördük, içinde küçük bir bölümde bir tohum var ve üzerinde de “Ocağımıza sahip çıkalım, doğayı koruyalım” yazısı var, nedir bu etkinliğiniz?

-Biz Ramazan’da 29 gün iftar verdiğimizi söylemiştim. Hiçbir devlet gücü olmadan, sadece camiamızın hayırseverleri ile gerçekleştirdik bu işi…Hala bizim yürekli insanlarımız var, yaşıyor, yeri gelince Yunus, yeri gelince Yavuz olan bir kitleyiz. Şu anda faaliyetlerimizi iyi yapmamız için geleceğe iyi bir miras bırakmak için, şu anda yaşanan bina sıkıntısını halletmek istedik. Yaklaşık 25 yıldır kiralardayız. Gelecek nesillerin bu sorununu yaşamaması için, bir hizmet binası almak istedik. Önemli olan çok büyük bir fiziki bina olmaktan ziyade kira vermeden kendi yerinde olması önemli bizim için. Böyle bir çalışma başlattık. Bu konuda bize destek olan büyüklerimizin de katkıları ile bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ülkücüler doğayı da koruyor. Bunu alan belli bir katkıda bulunurken doğaya da bir katkı sunmuş oluyor. Allahın izni ile nisan sonu mayıs gibi kendi yerimize taşınmış olacağız. Ayağımızı yorganımıza göre uzatıp alacağız bu yeri. Balıkesir Ülkü Ocakları hep ilkleri yaptı. Bu tohum kart da Türkiye’de ses getirdi, şu an diğer illerin ocakları da bu kampanyamızdan faydalanıyor ve herkes kendine yapıyor, örnek olmuş olduk.

Röportajımızın sonunda vermek istediğiniz bir mesajınız var mı, Balıkesir başta olmak üzere…

-Balıkesir tarihi itibarıyla milli mücadelede yaptıkları ile önemli bir şehir. Ben şahsım ve Ülkü Ocakları adına Balıkesir halkına güveniyorum. Seyit Onbaşının torunları Kuva-yi Milliye ruhunu taşıdıkları için hiçbir zaman buradan bir hain çıkmayacağını, vatanperver insanlar çıkacağını biliyorum. Burada milliyetçilik duygularının yüksek olduğunu söylemeye gerek yok, Alaca Mescit ruhunu taşıyan ve yaşatan Balıkesirlilere güveniyorum ve mutlaka bir gün Ocağımıza bir çay içmeye bekliyorum.

7 NİSAN 2016 BİRLİK GAZETESİ

RÖPORTAJ: RAMAZAN KARACA

FOTOĞRAFLAR: HÜSEYİN TOKMAK

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Üyelik İşlemleri
Üye Girişi
Şifre Hatırlatma
Yeni Üyelik

Lütfen email adresinizi veya kullanıcı adınızı yazınız.

Lütfen aşağıdaki formu eksiksiz doldurunuz.

Captcha