ArtıBir
  • Henüz üye değil misiniz ? Sağ alt köşeden üye olabilirsiniz.

Ya Terör yoksa!

Yelda Zabun

Yazarın şu ana kadar yazılmış 10 makalesi bulunuyor.

Acısıyla tatlısıyla bir yılı geride bıraktık, terörde geride kalsın bitsin dedik ve yepyeni bir yıla yine terörle başladık yine can kayıpları ile şimdiye kadar ölen tüm canların ruhu şad mekanları cennet olsun, yaralılarımıza Allah şifa versin.

Peki Terör ne gerçekten?

Terör kelime anlamı ile ;terör yada terörizm yada yıldırıcılık, siyasal, dinsel ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere, resmi, yerel ve genel yöntemlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü ŞİDDET İÇEREN yolun kullanımını ifade eden terim.

Gerçekten bizler terörü istemiyor muyuz? Bence istiyoruz istemesek bu kadar şey hala devam etmezdi çünkü. Diyeceksiniz ki “nasıl istiyoruz biz insanların çocukların ölmesini ister miyiz hiç?

Evet size şimdi gerçekleri söyleyeceğim hazır mısınız?

Bu terörü yapan biziz hem de hepimiz terörü sapkınlıkları, şiddeti hepsini ama hepsini biz yapıyoruz. Nasıl mı? inanın o kadar basit ki formül o kadar kolay ki o kodu değiştirdiğimizde terörde sevgisizlikte ortadan kalkacak bunu görebildiğimizde her şey değişecek .

Biliyorum şimdi diyorsunuz peki Yelda hanım iyi güzel maden biz yaptık Nasıl değişecek bu olay, önce biz terörü nasıl yarattık bir bakalım; Habil ve Kabil’den beridir bu tekamül değişmiyor ve tarihçilerin çoğu teknoloji her şey bu kadar değişirken tarih tekerrürden ibarettir diyor ve verilen örnekler hep savaşlar üzerine oysa tarihte bilim sanat felsefe tıp alanında var bunlar neden örnek gösterilmiyor? neyin enerjisini yürütüyoruz tarih tekerrürden ibaret derken savaşın, şiddetin ne oluyor o enerji türemeye devam ediyor bir çeşit virüs gibi.

Virüsler, uzun süre bilim adamlarının dikkatini çekmemiştir. Meydana getirdiği hastalıklar hep bakterilerden bilinmiştir. Elektron mikroskobunun bulunmasıyla ancak virüslerin farkına varılmıştır. virüsler çok küçüktür ve kendiliklerinden metabolizmaları yoktur. Bu nedenle kendi başlarına üreme yetenekleri yoktur. İçlerine girdikleri hücreleri zorlayarak, adeta, yeni virüs üretmek için kullanırlar. Sonrasında da, konak hücreyi imha ederek hastanın vücudunda hızla çoğalmaya devam ederler.

Yani yüzyıllardan beri bu savaşlar biz insanların yeteri kadar ilgisini çekmedi, durdurmak için değil Kendi çıkarlarımız ve daha fazla para daha fazla hırs  ve sonra yeniden hiç bir şey olmamış gibi bana dokunmayan virüs bin yıl yaşasın mantığı ile duymadık görmedik bilmiyoruz üç maymunun muzlarını verdik farkına vardığımızda da o muzların zehir olduğunu anlayamadık, maymun hasta oldu dedik verdik antibiyotiği geçtik ama dönüp maymunun içindeki o küçük minnacık bakteriden küçük olan kristal görünümlü virüsü aldık sevdik bağrımıza bastık ne oldu hoppp bir gün o virüs dedi ki sen benim o kristal görünümümü sevdin ama benim yapımda seni öldürmek var. o yüzden bu sevgi beni öldürmüyor ama seni öldürecek ve ben başka bir canlı bulunca onun bedenine gireceğim. onunla türeyip dünya’ya yayılacağım. Ok biraz karmaşık farkındayım şimdi daha değişik anlatacağım

 

Bizim içimizdeki virüsümüz öfkemiz, nefretimiz nefsimiz,kızgınlığımız,kinimiz,yargılarımız,yalanlarımız,küçücük bir şeye lanetler okuyup kendimizi ve başkalarını affedemememiz bilinci değil, sevgisizliği seçmemiz, öfkelenmemiz içimizdeki duyguyu anlamamamız sevgi kristallerimiz yerine öfke kristallerimizi çoğaltmamız o terörü yapanları da bizler besledik annemize kızdık, bağırdık neden işimize gelmedi. Dinimiz annemize babamıza öf bile demememiz gerektiğini söylerken biz neler yaptık onlara sonrada annemi babamı seviyorum dedik gerçek! seven sevdiğine öfke duyar mı, öf der mi? sevgi beklentisizdir. olduğu gibi sevmektir. inandığımızı söylediğimiz Allah tan bile cenneti bekler olduk o yüzden secde eder olduk onunla bir sevgilinin buluşması gibi buluşmak için secde etmedik dileklerimiz kabul olsun diye eğildik önünde ona olan sevgimizden, saygımızdan değil ve bunlara karşılık yine de dileklerimiz kabul oldu bu kadar zulme karşı dileklerimizi bize verdi ama biz bundan da ders almadık Allah verir zaten deyip yine arkadaşımıza bağırdık arkasından konuştuk, düşüncesizce hareket ettik, sevgi’den değil yine egomuzdan işledik, adalet dediğimiz kavram var emin olun buna siz ne yaparsanız fazlasını verir bu yaşanan olayların hepsi sevgisizlikten içimizdeki öfkeyi nefreti kızgınlığı kırgınlığı bulup temizlemediğimiz sürece küçücük şeyleri büyüttüğümüz sürece bu bombalarda büyüyecek biz lanet okudukça terör savaş gibi cümleleri kullandıkça daha fazla bunları yaratacağız. zira her defasında söylüyorum Peygamber’imiz söz sihirdir demiş bu virüsü yayan bizi eğer terörü, savaşı, şiddeti, sapıklığı istemiyorsak içimizdeki terörü, şiddeti, sapkınlığı bitirmeliyiz çok basit yani kendi içimizi temizlediğimizde, ağzımızdan çıkan cümlelerle dikkat ettiğimizde her şey değişmeye başlayacak bu bir kişiyle olacak bir şey değil zira 100.maymun kim belli değil.

 

Peki 100.maymun ne? Japonya daki Koshima adasında vahşi bir maymun kolonisi yaşıyordu ve bilim adamları onları kumların üzerine bıraktıkları tatlı patateslerle besliyorlardı. Maymunlar tatlı patatesleri seviyor, ancak kumlu ve kirli olarak yedikleri için durumlarından çok da hoşnut olmadıklarını belli ediyorlardı.

Bir gün, İmo adlı sekiz aylık dişi bir maymun tesadüf eseri patatesini suya düşürdü ve kumlarından arınan patatesin daha lezzetli olduğunu keşfederek o günden itibaren patateslerini yıkayarak yemeye başladı. Bunu gören annesi ve oyun arkadaşları da İmonun yöntemini öğrendiler ve onlar da diğer maymunlara öğrettiler. Kısa bir süre içinde birbirlerini taklit eden bir sürü maymun patateslerini yıkayarak yer hale geldi ve bilim adamları yaşananları 1952-1958 yılları arasında kayda geçtiler.

1958 yılının sonbaharında Koshima adasında patatesleri yıkayarak yiyen maymunların sayısı Kritik Kütle diye adlandırılan sayıya ulaştı, artık hemen hemen tüm maymunlar patatesleri yıkıyorlardı. Bu olay bir tek Koshima adasında yaşansaydı, maymunlar arasında bir tür iletişim olduğu düşünülebilir ve araştırma bu şekilde sürebilirdi. Ancak, 100.maymun da bir sıçrama yaşanıp aynı anda çevre adalardaki maymunlar da patateslerini yıkayarak yemeye başladılar, hatta Japonya nın anakarasındaki Takasakiyamada bile…

Onca maymun bilinen hiçbir şekilde iletişim kurmuş olamazdı ve bilim adamları ilk kez böyle bir olayı gözlemliyorlardı. Sonunda, bu adalar boyunca uzanan bir tür morfo genetik yapı ya da alanın varlığı nedeniyle maymunların aralarında iletişim kurduklarını ileri sürdüler. Maymunlar üzerinde yapılan bu araştırmadan sonra Avustralyalı ve İngiliz bilim adamları insanlar üzerinde de benzer araştırmalar yaptılar ve insanın bilinmeyen tarafına dair çok ilginç sonuçlar elde ettiler. Bugün, insanları birbirine bağlayan bir enerji ağı olduğu gerçeği konu ile ilgilenen kişiler tarafından kesin olarak kabul edilmektedir ve tek bir kişinin başlattığı bir değişimin, zaman içinde diğer kişilere de sirayet etmesiyle ulaşılan kritik kütle sayısının tüm insanlığı etkileyen bir kuantum sıçrayışı etkisi yaratabildiğine inanılmaktadır.

İçimizdeki 100.maymunu bulun ve öfke, nefret gibi patateslerinizi yıkayın ve sevgiyi yemeğe başlayın belki bu sıçrayışı sebep olacak kişi sizsiniz, belki dünyada barışı getirecek olan sizsiniz. içimizdeki terörü bitirdiğimizde barış, sevgi ve bilinçten işlediğimizde her şey değişecektir yeter ki kendinize dürüst olun ve kendinizle yüzleşin. Sözlerinizi, kalbinizdeki niyeti ve düşüncelerinizi değiştirin ki dünya değişsin hepimizin 100.maymun gibi dünya’ya güzel, barış sıçrayışlar yapıp dünyayı değiştirmemiz dileği ile.yz❤️?

Yelda ZABUN

YAZARIN SON YAZILARI
Ya Terör yoksa! - 1 Ocak 2017
BIKTIK! - 22 Kasım 2016
SÖZ UÇAR YAZI KALIR ! - 9 Mayıs 2016
8 Enerjisi - 8 Ağustos 2015
SABIR ETMEK… - 20 Temmuz 2015
Türbeler ve Dua.. - 29 Haziran 2015
Ten Kokusu - 15 Haziran 2015
İstemek… - 7 Haziran 2015
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Üyelik İşlemleri
Üye Girişi
Şifre Hatırlatma
Yeni Üyelik

Lütfen email adresinizi veya kullanıcı adınızı yazınız.

Lütfen aşağıdaki formu eksiksiz doldurunuz.

Captcha